Yazı: Tuana Bozdemir

Social Impact Award (SIA) programında birlikte çalıştığımız Global İletişim Koordinatörü Martin, yaptığımız bir toplantıda SIA’yı özel kılanın topluluk ruhu ve birlikte deneyim yaşama hissi olduğunu söylemişti. Bunun gerçekten ne ifade ettiğini, Sırbistan’ın Novi Sad şehrinde gerçekleşen SIA Summit’e katıldığımda anladım.

SIA Türkiye programına eş koordinatör olarak ilk kez 2023 yılında dahil olduğumda, programın hem kendi profesyonel hayatımda hem de genç sosyal girişimcilerin hayatında önemli bir etki yaratacağını hissetmiştim. Keyifli ve yoğun geçen kuluçka döneminin ardından, SIA Türkiye program ekibini temsilen ben, SIA Türkiye 2023 kazananları Palgae ekibinden Sezer Enes Acar, Craft Antakya ekibinden Zeynep Ağırbaş ve İrem Çetinor, SIA Türkiye 2021 mezunumuz Corridor ekibinden Ravzanur Eker ve Atilla İnce ile SIA Summit’e katılmak için Sırbistan’ın Novi Sad kentine doğru yola çıktık. SIA Summit’e katılmadan önce, zirveyi her sene farklı bir ülkede düzenlenen, SIA’yı gerçekleştiren ülkelerden gelen sosyal girişimcilerin, mezunların ve program yürütücülerinin bir araya geldiği bir etkinlik olarak biliyordum. Ancak bu deneyim, beklentilerimin oldukça ötesine geçti.

Türkiye ekibi olarak, dünyanın ve Türkiye’nin farklı yerlerinden gelip Sırbistan’da buluştuğumuzda birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi hissettik ve bu his, zirvenin sonuna dek deneyimimizin en güzel yanlarından biri oldu. Açılış seremonisi ile başlayan Zirve, girişimciler için tasarlanmış paralel seanslar/atölyeler ile devam etti. Girişimciler, finans yönetiminden pazarlamaya, yapay zeka kullanımından liderlik yönetimine pek çok alanda atölyelere katılma fırsatı buldular. İlk günün sonunda Türkiye ekibini bekleyen güzel bir sürpriz vardı. 

Credit: Filip Bojovic and Marija Mandic

“Journey to Impact”

SIA Global tarafından düzenlenen ve SIA mezunlarının ilham veren hikayelerine odaklanan “Journey to Impact” sergisinin açılış seremonisi, ilk günün akşamı Novi Sad’da bulunan bir sanat merkezinde gerçekleştirildi. Journey to Impact sergisinde, 2021 mezunumuz Corridor’un kurucusu Ravzanur Eker’in girişimcilik hikayesi de yer alıyordu. Ravzanur’un yolculuğunun serginin bir parçası olmasının yanı sıra, serginin açılış konuşmasını da üstlenmesi Türkiye ekibi olarak Zirve’deki en unutamadığımız anlardan biri oldu. “Journey to Impact” sergisi bize bir kez daha dünyanın dört bir yanındaki girişimcilerin motivasyonları, karşılaştıkları zorluklar ve yolculukları farklı olsa da dünyayı değiştirme arzularının oldukça büyük ve tutkulu olduğunu gösterdi.

İkinci güne, Ravzanur’un “Fail101” adlı konuşması ile başladık ve Ravzanur’un bir sosyal girişimci olarak zorlu olsa da umut dolu yolculuğuna tanıklık ettik. Girişimcilerimiz, paralel seanslara ve paydaş yönetimi ve komünite yönetimine yönelik eğitimlere katılmaya devam ederken, günün ikinci yarısında bizim için oldukça farklı ve bir o kadar da etkili bir aktiviteye dahil olma fırsatı bulduk.

Credit: Filip Bojovic and Marija Mandic

“Social Innovation Safari”

“Sosyal İnovasyon Safarisi” kapsamında tüm katılımcılar, Novi Sad şehrinde bulunan altı sosyal girişim ve sivil toplum örgütünü ziyaret ederek kurumların başlangıç noktalarını, girişimcilik ve sivil toplum süreçlerine yönelik iç görülerini ve gelecek planlarını öğrenme şansı yakaladı. Kırılgan grupların istihdamına yönelik sokak gazetesi çıkaran bir sosyal girişimi ve Sırbistan’da bisiklet kullanımını desteklemek üzere çalışan bir sivil toplum örgütünü ziyaret ettikten sonra, bambaşka bir coğrafyadan gelip farklı bir ülkedeki girişimcilik ekosistemini sahada görme fırsatını elde etmenin hem girişimcilerimize hem de bana çok şey öğrettiğini söylemeliyim. Bu sayede, bir kez daha SIA’nin en güçlü yanlarından birinin global karakteri olduğunu ve sosyal girişimcilere, girişimcilik yolculuklarında bambaşka kapılar açtığını fark ettim.

Üçüncü ve son günümüzde girişimciler, ölçeklendirme, kaynak geliştirme ve iletişim stratejilerine yönelik eğitimlerini tamamladı ve kapanış seremonisi ile bu yoğun ve verimli üç günün sonuna geldik. Son gecemizde bütün katılımcılarla “Komünite Tombalası” oynadığımız eğlenceli anlardan sonra büyük bir kapanış partisi ile zirveyi noktaladık.

Credit: Filip Bojovic and Marija Mandic

18 ülkeden 140’tan fazla insanın katılımıyla; ilham verici konuşmalarla, atölyelerle ve eğitimlerle girişimcilerin kapasitelerini geliştirmeyi hedefleyen SIA Summit, bu amacını fazlasıyla yerine getirdi. Bunun yanı sıra, tıpkı Martin’in de bahsettiği gibi, SIA Summit, dünyanın dört bir yanından bir araya gelen sosyal girişimcilere deneyimlerini paylaştıkları, ortaklıklar kurdukları ve hayallerini büyüttükleri bir alan sağlayarak SIA’nın global bir program olarak gücünü bir kez daha kanıtladı.

Social Impact Award Türkiye 2024 süreci devam ediyor. Programa seçilen finalistleri öğrenmek ve programa dair tüm gelişmeleri takip etmek için turkey.socialimpactaward.net/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

İklim krizinden toplumsal cinsiyet eşitsizliğine kadar sosyal ve çevresel problemlerin çözümüne odaklanan programlar geliştiriyoruz. Programlarımız aracılığıyla her sene fikir aşamasından ileri aşamaya kadar, ortalama 50 girişimciye iş fikirlerini başarılı kılmak için eğitim, mentorluk, finansman, iş geliştirme, görünürlük ve ağ desteği gibi çeşitli destekler veriyoruz. Başvuru süreci açık olan programlarımızı öğrenmek ve tüm programlarımız hakkında daha detaylı bilgi almak için programlar sayfamızı ziyaret edin!

Programlarımızı keşfedin.

Hazırlayan: Sima Ertem

Sevgili girişimci, girişimci adayı ya da bir şekilde yolu bu sayfaya düşen kişi…

Öncelikle iyi ki buradasınız!

Impact Hub Istanbul ekibi olarak 2016’dan beri kendi programlarımız ve ekip olarak yer aldığımız farklı ekosistem projeleri için okuduğumuz 1000’lerce başvuru; bize bir başvuruyu okunur, anlaşılır, ilgi çekici ve başarılı kılan noktalara dair bazı içgörüler sağladı.

Az sonra okuyacağınız; aşaması fark etmeksizin, özellikle sosyal inovasyon odağı barındıran girişimcilik programlarının başvurularında faydalanabileceğiniz metin de bu içgörülerden yola çıkarak hazırlandı. Önerilerimizin elden ele yayılarak, geleceğini değiştirmek için o başvuru formunun başına oturacak her bir kişiye ulaşmasını ve girişimcisinden kuluçka programı yöneticisine dek tüm ekosisteme fayda sağlamasını diliyoruz. Neden olmasın ki?

1. Jüriler hangi birinin uzmanı olsun: Genetik, algler, istihdamda cinsiyet açığı?!

Metinlerinizi okuyacak olanlar deneyimli profesyoneller olsalar da, her alana konunun asıl sahipleri sizler gibi hakim olmaları mümkün değil. Çalıştığınız alan çok spesifik bir alansa, işinizi o konuda teknik bir arka planı olmayan herhangi bir değerlendiricinin anlayacağı basitlik ve netlikte anlatmayı da becerebiliyor olmalısınız.
Tabi ki konuya dair çözümünüzü öne çıkaran, bilime sırtınızı yaslayarak çözümler üretmenizi sağlayan teknik bilgilerden, veriler ve size ait donanımlardan belli ölçüde bahsetmeyi de unutmayın. Başvurunuzda bahsedeceğiniz sorunu çözecek doğru insan olduğunuza ve uzmanlığınıza uygun bir problem üzerine çalıştığınıza bizi ikna edin.

2. Türkçe öğretmeninizi onurlandırın.

Sizin gibi çok hevesli belki yüzlerce girişimcinin başvurusu sırada bekliyor. Değerlendirici ekibin en doğru kararı vermesi için gerekli bilgileri anlaşılır şekilde sunduğunuzdan emin olmalısınız. Bunun için önerimiz, başvuru formunu ilk olarak incelemeniz, soruları başka bir yere kopyalayarak üzerinde çalışmanın ardından son halini forma geçirip tamamlayıp göndermeniz olur.
Bu noktada, günlük dilde belki de dikkat etmediğiniz dil bilgisi kurallarına uymanın da başvuruyu okuyan uzmanlar için ne kadar önemli olduğunu tahmin edemezsiniz. Başvurunun taslak metnini, dil bilgisi kurallarına hakim olduğundan emin olduğunuz bir yakınınıza okutmanız, gerekirse düzenlemeler yapmanız iyi bir fikir olabilir.

3. Chatgpt bazen de dostunuz değildir.

İşiniz için farklı kaynaklardan beslenmeniz harika, özellikle de yeni teknoloji ve araçları takip ediyor olmanız hanenize +1 puan olarak yazılabilir. Fakat chatgpt’den sizin fikrinize uyarlanmadan, üzerinde emek harcanmadan ya da düşünülmeden birebir kopyalanmış mesajları fark ettiğimizde bu durum iyi bir fikre olumsuz bakmamıza sebep oluyor. Başvuran kişilerin yazdıkları her kelime için bir ön araştırma yaptığı ve uğraş gösterdiğinden emin olmak istiyoruz çünkü girişimci ruhu biraz da budur!

4. Atalarımız ve Tarkan’ın da dediği gibi: Yalnız taştan duvar olmaz

Şu an tek kurucu olabilir, henüz ekip kuramamış olabilirsiniz. Ama durum bu bile olsa kişisel bir dilden uzak durmanızı tavsiye ediyoruz. “Yapacağım/etmeyi istiyorum” gibi kalıplar yerine “yapılacaktır/planlanmaktadır” gibi kullanımları tercih ederek bile başvurunuzda fark yaratabilirsiniz.
Girişimcilik uzun ve zorlu bir yol. Tek kişi olarak devam etmeye çalışan kurucuların sağlıklı bir hayat/iş dengesi sürdürüp aynı zamanda da işlerini büyütebildiklerini pek görmedik. Bu sebeple şimdilik yalnızsan bile, ekibini kurmak için adım atmanı öneririz. Emin ol mükemmel ekip arkadaşları orada bir yerde! Onları bulmak için de ekosistemdeki farklı etkinlikleri, girişimleri takip etmen, networking aktivitelerine katılmanı tavsiye edebiliriz.

5. Bize belgelerle gelin.

Proje alanınıza dair araştırmaları, güvenilir kaynakları inceleyin ve projenizi destekleyecek tüm veri, istatistik ve kaynakları ekleyin. Önemli noktalara vurgu yapın ve açıklarken kişisel yorumunuzdan ziyade destekleyici kanıtlar, veriler kullanın. Çalıştığınız konu hakkında araştırmalarınız, dolayısıyla kanıtlarınız olmadığı sürece, ne kadar uzun yazarsanız yazın problemin gerçekliği ya da çözümünüzün inandırıcılığı konusunda değerlendiren kişileri ikna etmeniz imkansız diyebiliriz.

6. Detaylara girmeden önce derin bir nefes alın ve kendinize sorun:

Az sonra şahit olacağımız detaylar neye hizmet ediyor? Bu bilgileri başvuruyu doldurmak için mi paylaşıyorsunuz yoksa sorulan soruya cevap olması için mi yazıyorsunuz? Başvuru değerlendirme kriterlerini dikkatle inceleyip cevaplarınızın hem ilgili soruya dair bilgi verdiğinden hem de değerlendirme kriterlerinde açıklanan başlıklara katkı sağladığına emin olun.

Çözümünüz ve etkiniz konusunda net olun. Örneklerle ifade etmek gerekirse “yaşamlara dokunuyoruz, hayatları güzelleştiriyoruz” gibi somut bir gerçeği ifade etmeyen ifadelerden uzak durun. Uzun ve çok bilgi paylaşılmış başvuru her zaman iyi başvuru değildir. Fakat odaklı, net, sadece sorulan soruya verilmiş özenle oluşturulmuş cevapları içeren başvurular iyi başvurulardır.

7. Aşk hayatınız da bizi ilgilendiriyor, belli bir noktaya kadar.

Bir girişimcilik atasözü der ki: “Çözümünüze aşık olmayın!”.
Başvurunuzun başarısını ortaya çıkaracak noktalardan bir diğeri de çözüm-problem uyumu. Çözümünüzü aktarırken, odaklandığınız ve başvurunuzda da bahsettiğiniz problemle bağlantısını kurun ve çözümün problemi nasıl ortadan kaldırabileceğini net bir şekilde anlatın. Sizce çok ilginç ve çok işlevsel görünen bir çözümünüz olabilir ama eğer üstesinden gelmeye çalıştığı problemin gerçekliği kanıtlanmamışsa ve sunduğunuz çözümle uyuşmuyorsa, girişiminizin tutunma ihtimali de çok zayıf olacaktır.

Blog’umuzda yorum bölümü bulunmuyor fakat bu yazıya dair yorumlarınızı, programlar ve başvuru süreçlerine dair sorularınız için bize her zaman [email protected] adresinden ulaşabileceğinizi unutmayın!

İklim krizinden toplumsal cinsiyet eşitsizliğine kadar sosyal ve çevresel problemlerin çözümüne odaklanan programlar geliştiriyoruz. Programlarımız aracılığıyla her sene fikir aşamasından ileri aşamaya kadar, ortalama 50 girişimciye iş fikirlerini başarılı kılmak için eğitim, mentorluk, finansman, iş geliştirme, görünürlük ve ağ desteği gibi çeşitli destekler veriyoruz. Başvuru süreci açık olan programlarımızı öğrenmek ve tüm programlarımız hakkında daha detaylı bilgi almak için programlar sayfamızı ziyaret edin!

Programlarımızı keşfedin.

Yazı: Melih Boyacı

Aileen Lee 2013’te TechCrunch’a yazdığı makalede girişimleri nitelemek için bu kelimeyi kullanana dek Unicorn’lar saflık ve zarafeti temsil ettikleri, kendi hallerindeki yaşantılarına devam ediyorlardı. Bu tarihten sonra sözcük bambaşka bir anlam kazanarak yalnızca efsanevi tek boynuzlu atları değil, teknolojiyi inovasyonla buluşturarak çok hızlı bir şekilde milyar doların üzerinde değerlemeye ulaşan girişimleri nitelemeye başladı (Lee’nin sözcükleriyle ifade etmek gerekirse, ABD merkezli, 2003 yılından bu yana kurulan ve kamu veya özel piyasa yatırımcıları tarafından 1 milyar doların üzerinde değer biçilen yazılım şirketleri). Unicornlar böylelikle bulundukları sihirli dünyadan Silikon Vadisi’ne hızlı bir iniş yapmış oldular.

Lee elbette bu terimi kullanarak bu hızla büyüyen yenilikçi teknoloji şirketlerinin ne kadar nadir olduklarının altını çizmeyi amaçlamıştı. Kendisi bu makaleyi yazdığında ortalıkta yalnızca 39 unicorn vardı. Bunlardan Facebook, en yakın takipçisi LinkedIn’in yaklaşık 4 katı değerlemeyle 122 milyar dolara ulaşarak zirveyi elinde bulunduruyordu. Bu durum Facebook’u 100 milyar üzeri değerleme konusunda zirvede yalnız bırakıyordu. Facebook’un bu başarısı, kurucusu Mark Zuckerberg’in “hızlı hareket et ve karşına çıkanı yık” (move fast and break things) sözünde vücut buluyor ve hızlı büyüyerek değer kazanmak girişim dünyasında ana hedef haline geliyordu. 

Dile kolay, Lee’nin makalesinin üzerinden tam 11 yıl, 3 dünya kupası, 6 seçim, 1 pandemi geçti. Bu süreçte, milyar dolar üzeri değerlemesi olan şirketlerin sayısı 39’dan tam 1232’ye yükseldi. Bu sıfatı hak eden şirketlerin bugünkü toplam değerleri 3.8 trilyon doların üzerine çıktı. Unicornların sayısı ve değerleri bu sürede o kadar yükseldi ki 10 ve 100 milyar doları geçen değerlemeye sahip şirketleri tanımlamak için decacorn ve hectacorn isimleri kullanılmaya başlandı. Bugün artık milyar doların üzerinde değerlemeyle yatırım alan şirketler küresel ana akım medyada haber değeri dahi taşımıyor.

 

Peki bu kadar fazla girişimin böylesine bir hızla büyümesi, girişimlerin ürettiği ürünlerin nihai kullanıcısı olan toplum için ne ifade ediyor? Bir diğer deyişle, bunca parayı unicornlara akıtmak bu parayı en verimli ve en faydalı kullanma şekli mi?

 

Bu sorulara cevap vermek için unicornların büyüme stratejilerine bakmakta fayda var. Unicorn olma iddiasını taşısın veya taşımasın, her girişim pazarda giderilmemiş bir ihtiyacı karşılamayı hedefleyen  yenilikçi bir çözümle (ürün,hizmet veya iş modeli) ortaya çıkıyor. Yapılan ilk değerlendirmelerde bu çözümün pazarda bir karşılığının olduğu doğrulandıktan sonra girişimi oluşturan ekip, çözümlerini hayata geçirmeleri için ihtiyaçları olan ilk yatırımını, yani tohum yatırımını almak için çalışmaya başlıyor. 

Artık yola koyulan girişimlerin bu aşamadan sonraki hedefleri iş modellerini ölçeklendirerek büyümek ve çözümlerini daha fazla insana ulaştırmak haline geliyor. Bu büyüme aşamasının agresifliği, unicornların ayırıcı özellikleri arasında öne çıkıyor. Risk sermayesini arkasına alarak pazar paylarını hızlı bir şekilde artırmayı, rekabetin önüne geçmeyi ve elde ettikleri avantajlı konumu gelire dönüştürmeyi amaçlayan girişimler, bunu gerçekleştirmek için büyümeyi geri kalan her şeyin önüne koyuyorlar. Girişime yatırım yapmaktaki en büyük hedefi girişimi bir an önce belirli bir finansal değere ulaştırmak olan yatırımcılar, eğer yatırım stratejisinde etki odağı bulunmuyor ise bu hedefe ulaşmak için bir dizi “yıkıcı” yol izliyorlar. Böyle bir kurguda, büyümenin önünde yer alan engellerin kırılması veya ortadan kaldırılması için bu engellerin toplum ve çevrenin refahına olan katkısı göz ardı edilebiliyor. 

Risk sermayesini arkasına alarak pazar paylarını hızlı bir şekilde artırmayı, rekabetin önüne geçmeyi ve elde ettikleri avantajlı konumu gelire dönüştürmeyi amaçlayan girişimler, bunu gerçekleştirmek için büyümeyi geri kalan her şeyin önüne koyuyorlar. Girişime yatırım yapmaktaki en büyük hedefi girişimi bir an önce belirli bir finansal değere ulaştırmak olan yatırımcılar, eğer yatırım stratejisinde etki odağı bulunmuyor ise bu hedefe ulaşmak için bir dizi “yıkıcı” yol izliyorlar.

Bu durum, söz konusu girişimlerle aramızda çelişkili bir ilişkiyi ortaya çıkarıyor. Örneğin, Uber gibi paylaşımlı yolculuk uygulamaları bir yandan nitelikli hizmet veremeyen mevcut tekelleri yerinden sarsıp bizi memnun ederken, diğer yandan kârlarını vergi cennetlerine kaydırarak, kontrat bazlı (güvencesiz) çalışma pratiklerini yaygınlaştırarak ve kriz zamanlarında alternatif çözümleri düşünmeden kitlesel işten çıkarmalar yaparak faydalarının ötesinde zarara sebep olabiliyorlar.

Benzer şekilde, pazar paylarını artırarak lider konumuna gelen unicornlar hızla tekelleşerek fiyatlarını artırabiliyor ve tüketicilerin ihtiyaçlarını olması gerekenden çok daha pahalıya ve düşük kaliteyle gidermelerine sebep olabiliyorlar. Netflix’in büyümesine paralel olarak artan fiyatları, aynısını yapabilmek için yemek dağıtım uygulamalarının yıllardır kâr etmeden büyümeye devam etmeleri, Amazon’un yıkıcı fiyatlandırma uygulamaları bu duruma bazı örnekler olarak sunulabilir.

Sonuç olarak, her şeye ve herkese rağmen büyümeyi önceliklendiren girişim anlayışı toplumların refahı ve çevrenin sağlığından çok bireysel zenginleşmeyi önceliklendiriyor. 

 

İklim bozulur, ülkeler istikrarsızlaşır ve toplumsal gelir adaletsizliği derinleşirken kırmak yerine korumayı, bozmak yerine kurmayı ve domine etmek yerine uyum içinde olmayı önceliklendiren yeni bir modele ihtiyacımız da artıyor. İşte Zebra hareketi tam da bu ihtiyacı gidermeyi amaçlıyor. 

 

2010’lu yılların sonunda unicornlara odaklanmış bir girişimcilik dünyasına tepki olarak ortaya çıkan Zebra hareketi hızlı ve agresif büyüme yerine eşitlikçi ve sürdürülebilir bir iş yapma anlayışını benimsiyor. Ortaya bir topluluk olarak çıkan Zebra hareketi, bu topluluğun sınırlarını da aşarak küresel bir harekete dönüşmüş durumda.

2010’lu yılların sonunda unicornlara odaklanmış bir girişimcilik dünyasına tepki olarak ortaya çıkan Zebra hareketi hızlı ve agresif büyüme yerine eşitlikçi ve sürdürülebilir bir iş yapma anlayışını benimsiyor. Ortaya bir topluluk olarak çıkan Zebra hareketi, bu topluluğun sınırlarını da aşarak küresel bir harekete dönüşmüş durumda.

Bir Zebra girişimin öne çıkan özelliklerini şu şekilde özetleyebiliriz:

Sürdürülebilir ve etik: Zebra şirketleri, sürdürülebilirlik ve etik iş uygulamaları ilkeleri üzerine kurulmuştur. Yapay olmayan insani sorunları çözmeyi ve toplum ile çevreye olumlu katkılarda bulunmayı hedeflerler.

Kârlılık ve sosyal etki dengesi: Yatırımcılar için hızlı büyüme ve yüksek getirilere odaklanan unicornlardan farklı olarak, zebra şirketleri kârlılıklarına ve dünya üzerindeki etkilerine odaklanmaktadırlar. Uzun ömürlü ve bağımsız olmalarını sağlamak için kârlı olmayı amaçlarlar, ancak bunu sosyal misyonları pahasına yapmazlar. IESEG School of Management’ın bu konudaki makalesine göre büyüme yerine karlılığa odaklanan girişimlerin orta ve uzun vadede salt büyümeye odaklanan girişimlere oranla hem büyümeyi hem karlılığı gerçekleştirme ihtimallerinin 2.5 kat daha yüksek olduğunu ekleyelim.

İş birliği odağı: Zebralar genellikle rekabet yerine (rekabeti tamamen dışlamadan) işbirliğine vurgu yaparlar. İşletmelerin daha geniş, tüm paydaşlara faydalı hedeflere ulaşmak için birlikte çalıştıkları ağları ve ekosistemleri desteklerler.

Çeşitlilik: Zebra hareketi ayrıca liderlik ve iş gücünde çeşitliliğin önemini vurgular, tüm iş süreçlerinde kapsayıcılığı savunur.

Jennifer Brandel, Mara Zepeda, Astrid Scholz ve Aniyia Williams tarafından kaleme alınan, Zebra Manifestosu niteliği taşıyan “Zebras Fix What Unicorns Break” (tr. Unicornların Kırdıklarını Zebralar Onarır) isimli makalenin sonunda yazarlar Zebra olmanın bazı zorluklarının altını çiziyorlar. Salt kar amacı gütmek-gütmemek ikilemine hapsolmuş geleneksel kategoriler, kurucuların kadın veya iş dünyasında daha az temsil edilen topluluklardan olmaları, konseptin görece yeni olması ve etki yatırımı olanaklarının yeni yeni şekilleniyor olması bunlardan bazıları. Ancak bunlar bizleri yıldırmamalı, ortaya çıktığından beri Zebra hareketinin ilerleyişi, gelebileceği nokta konusunda bize fikir veriyor.

Ülkemizde sürdürülebilirliği önceliklendiren, kârlılıkla sosyal etkiyi dengelemeyi amaçlayan çok sayıda girişimci kendine Zebra demese de ilkelerini sergiliyor. Bunların birçoğuyla programlarımız aracılığıyla yolumuzun kesişmesi bizim için bir şans.

 

Impact First

Impact Hub Istanbul olarak yukarıda bahsettiğimiz zorluklar içinde çeşitliliği, sürdürülebilirliği ve iş birliğini önceliklendiren girişimlerin ortaya çıkmasının ne kadar zahmetli olduğunu programlarımıza katılan girişimcilerin verdikleri mücadeleden gözlemliyoruz. Karlılığı yüksek bir iş modeli tasarlarken  yazıda bahsettiğimiz ilkeleri korumanın  zorluklarının farkındayız.

 

Bu yüzden bu yıl Impact Hub Istanbul olarak katılan her girişimcinin toplumsal ve çevresel etkiyi iş modeline entegre edebileceği, yıkıcı olmak yerine mevcut fonksiyonel sistemlerle uyum içinde çalışan modeller geliştirebileceği ve benzer değerleri savunan girişimcilerden destek alabileceği Impact First programını başlatıyoruz. Bu programla geleceğin zebra girişimcilerinin kendi işlerini geliştirip pazardaki karşılıklarını bulmalarını, doğru yöntemlere ulaşmak için en doğru uzmanlardan destek almalarını ve birbirlerinden güç alarak seslerini daha fazla insana ulaştırmalarını amaçlıyoruz.

 

Impact First’te, girişimlerin sektörlerine özel pazara çıkış stratejilerini onlarla birlikte oluşturuyor, onları stratejilerini hayata geçirmelerine yardımcı olacak partnerlerle buluşturuyor ve yatırımcılar ile uzman mentorlara erişimlerini sağlıyoruz.

Impact First için başvuru süreci 28 Nisan’a kadar açık. 

Program hakkında daha fazla bilgi ve detaylı başvuru için impactfirst.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı katılımcılarımızdan Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği, toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı afet yönetiminde yerel kadın liderliğini güçlendirmek amaçlı “Eşitliğe Yerel Dokunuş” sloganıyla yola çıktı. Dernek, Hatay ve Maraş başta olmak üzere yerelde kadın liderlere yönelik hazırladığı program ile saha çalışmalarını ve içgörülerini Hub Blog’da paylaştı.

Afet ve kriz zamanlarında, kadınların ve çocukların temel kaynaklara ve hizmetlere erişiminin sınırlı olduğunu ve mevcut eşitsizliklerin daha da derinleştiğini biliyoruz. Kadın hakları alanında çalışan yerel ve uluslararası sivil toplum örgütlerinin de belirttiği üzere, çadırlarda ve konteyner kentlerde kalan kadınların ve çocukların güvenliğinin sağlanamadığına, şiddet, istismar ve taciz vakalarının yaşandığına ve koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlılığına dikkat çekilmektedir.

Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği (KAPI) olarak, afet sonrasında toparlanma ve yeniden inşa süreçlerinde ise kadınların politika, iş, sağlık, eğitim vb. gibi hayatın birçok alanında söz sahibi olmasını ve aktif rol almasını savunduğumuz kadın liderliği kavramının yayılmasından ve yerelde kadın liderliğinin güçlenmesinden yanayız. Tam da bu yüzden, afet yönetiminde daha fazla kadın lider mesajı ile “Mor Merdiven: Afette Yerel Kadın Liderliği” projesini tasarladık. Afet dönemlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine dikkat çeken bu proje, Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı kapsamında, Borusan Holding ve Impact Hub İstanbul iş birliğinde hayata geçiyor.

Mor Merdiven, yerel kadın liderliğini destekleyerek, çoklu kriz dönemlerinde kadınların ve kız çocuklarının, doğru ve güvenilir bilgilere ve kaynaklara ulaşabilmelerini güçlendirmek için çalışıyor ve temel hizmetlere erişimde karşılaştıkları sorunların azaltılması için katılımın önceliklendirilmesini savunuyor.

Afet bölgesinde yerel kadın liderler için kapasite güçlendirme çalışması kapsamında, 7 modülden oluşan bir akademi planladık. İlk etapta, Hatay’da 9 Şubat tarihinde, 42 kadının katılım sağladığı bir eğitim programı düzenledik. Bu katılımcılar arasında, muhtar ve meclis üyesi adayları, meslek örgütlerinin temsilcileri, akademisyenler, girişimciler, aktivistler ve hak temelli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yer aldı. 

KAPI’nın kurucu üyelerinden Hilal Dokuzcan tarafından Yerelde Kadın Liderliği, Adaylaşma Süreçleri ve Strateji Geliştirme konusu ve KAPI Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Kaşıkırık tarafından Afetlerde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Mahallede Eşitlik ve Hak Temelli Yaklaşım, Kadın Dostu ve Kapsayıcı Kentsel Hizmetler konuları ele alındı. Eğitimlerin ardından ise afet sonrası toparlanma sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kadınların karşılaştığı sorunları birlikte tartıştık ve deneyim paylaşımında bulunduk. Programın sonunda, kadınların bilgi sahibi olmasının yanı sıra kadınlar, liderlik mekanizmalarına daha çok dahil olma konusunda motive olduklarını gördük.

Hatay’daki programın devamı olarak, çevrimiçi ortamda 24-25 Şubat tarihlerinde eğitim programı, 56 kadının katılımıyla gerçekleşti. Bu eğitime, Hatay ve Maraş’tan katılımın yanı sıra, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerden de ilgi gösterildi. Doç.Dr.Sevim Budak tarafından Afetlerde Çevre Sorunları, Dr. Ebru İnal Önal tarafından Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Odaklı Afet Politikaları, Doç. Dr. Pelin Giritlioğlu tarafından Afetler ve Kentsel Dirençlilik, Av. Beliz Özkan tarafından Afetlerde Kadınların Adalete Erişimi ve Kadına Yönelik Şiddet ve son olarak Dr.Seda Duymaz tarafından Afetler ve İnsan Hakları konulu içerikler aktarıldı.

Yerel kadın liderler için düzenlediğimiz bu akademi programı ile, hangi alandan (akademi, sivil toplum, kooperatif, vb.) geldiği fark etmeksizin kadınları afet planlamasında çözümün bir parçası olmaya teşvik etmeyi, birer lider olarak cesaretlendirmeyi ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini, tüm katılımcılara kazandırmayı amaçladık.

Mor Merdiven projemizde, kapasite geliştirme programının yanı sıra, afet yönetiminde eğitim, sağlık hizmetlerine erişim, erişilebilirlik gibi farklı/öne çıkan konularda uzmanları davet ettiğimiz podcast kayıtlarımızı da tamamladık. 

Projemiz hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için @mor.merdiven.agi ve @kuresel.esitlik sosyal medya hesaplarımızı takip edebilirsiniz.      

Dernek Hakkında:

Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Ağı Derneği, toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ayrımcılığa maruz kalan grupların yerel mekanizmalara anlamlı katılımını ve muhtarlıklardan başlayarak eşit temsilini amaçlar. Değişen ve gelişen 21. yüzyıl koşullarında, toplumun her kesiminin daha adil ve kapsayıcı bir dünya özlemine katkı sunmayı hedefleyen çalışmalar yürütür. Dernek, farklılıkları zenginlik olarak görüp ayrımcılığa karşı çıkarken, evrensel insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve temel hakları temel alarak eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini destekler. Bağımsızlık, tarafsızlık ve şeffaflık ilkelerini benimseyerek bilimsel çalışmaları teşvik eder.

Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı katılımcılarımızdan Sağlık Hakkı Derneği, 8 Mart Kadınlar Günü için afet bölgesindeki kadınların sağlık haklarına destek olmak amacıyla bir kampanya hazırladı. Dernek, kadınların sağlık hakları konusuna yaklaşımlarını, saha çalışması deneyimlerini ve kampanyanın hikâyesini Hub Blog’da paylaştı. Sağlık Hakkı Derneği’nden:

8 Mart Kadınlar Günü’nü, kadın olmanın getirdiği fırsat eşitsizliklerini ve bunlarla nasıl mücadele edileceğini düşünmek için bir başlangıç tarihi olarak düşünebiliriz.

Biz, hayatımıza dokunan kadınlardan başlayarak içinde bulunduğumuz toplumun kadınlarını daha iyi tanımaya, onların ihtiyaçlarını anlamaya ve güçlenmelerine aracılık etmeye çalışıyoruz.

Sağlık Hakkı Derneği olarak sağlık hakkı ve sağlık hizmetlerine erişim kapsamında çalışırken hedef kitlemizdeki kadınların tümünün sağlık hakları farkındalığını geliştirmeyi ve onları haklarını savunabilecek bireyler olarak güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bunun yanında, en çok ihtiyaç duydukları konularda sağlık okuryazarlığı becerisi geliştirmeleri için ilgili sağlık hizmetlerine erişimin önündeki bilgisizlik engelini kaldırmayı amaçlıyoruz. Kadınlarla birebir temasa geçtiğimiz saha çalışmalarımızın dışında, sosyal medya aracılığıyla kadın sağlığı alanında bilgilendirici içerikler yayınlamak ve uluslararası otoriteler tarafından kadın sağlığı alanında basılmış yayınları çevirip yaygınlaştırmak da derneğimizin yaptığı işler arasında yer alıyor.

Hiçbir ayrım yapmaksızın farklı gündemlerle her kadına ulaşmaya çalışırken, 6 Şubat depremleriyle birlikte afet bölgesindeki kadınların öngörülenden çok daha fazla eksiği olduğunu ve kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyduklarını tahmin ettik. Afetten sonra sahaya çıktığımızda ise ekip olarak gözlemimiz tahminlerimizi doğruladı. Alandaki sağlık hizmeti sağlayıcı kuruluşların yerle bir olduğunu ve kadınların temel ihtiyaçlarına erişimde zorlandığını gördük.

Hatay’da depremden bir ay sonra 8-15 Mart 2023 tarihleri arasında yürüttüğümüz bu saha projesinde “8 Mart Dayanışması” Kadınlar Günü kapsamında çadır kentlerde, konteyner kentlerde ve kırsal bölgelerde 3000’den fazla kadına ve çocuğa ulaştık. Bu proje kapsamında 1000 hijyen çantasını kadınlara ulaştırdık. Bugüne kadar Hatay ve Adıyaman’da doğrudan 1750 kişisel hijyen çantası ve 500 çocuk destek paketi dağıttık.

Bugün üstünden bir yıldan fazla geçmişken Hatay’a bir kez daha gitmek istedik. Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı kapsamındaki Kadından Kadına Şifa adlı tasarladığımız bu proje ile amacımız, oradaki kadınlar için bir sağlık dayanışma ağı yaratmak, kadınların bu çemberlerde kadın sağlığı konusunu rahatça konuşmalarını, sorunlarını birbirleriyle paylaşmalarını ve bu alandaki yalnızlık zincirlerini kırmaktı. Sahaya giderken kadınların bazı ihtiyaçlarının karşılanmasında zorlandıklarının farkındaydık ama sahaya inip farklı yaşam alanlarında birçok kadının temel hijyen ürünlerine ve menstrüel ürünlere ulaşımının önündeki engellerin çok daha fazla olduğunu tespit ettik. Bu travmatik deneyim sonrası kadınların yer değiştirmek zorunda kalması, birikimlerini kaybetmesi ve bu ürünlerin yaşam alanlarına uzak alanlarda satılması başta olmak üzere birçok sebepten her kadının engeli farklı olsa da ihtiyaçlarının benzer olduğunu gözlemledik.

Sağlık okuryazarlığını artırmak ve dayanışmayı genişletmek amacıyla çıktığımız bu yolda, afet bölgesindeki kadınların travmayla başa çıkmaya çalışırken temel ihtiyaçlarının sağlanması kaygısını yaşadığını görüyoruz/biliyoruz. Bu yüzden 8 Mart’ta kadınlar için oluşturduğumuz bu projeyle hem kadınların temel ihtiyaçlarına hem de ihtiyaç duydukları konularda sağlık bilgisine erişimlerini sağlamak için bağış kampanyası ile dayanışmayı büyütmek istiyoruz. Bu bağışı, sosyal medya hesaplarımızda (Instagram @saglikhakkidernegi) paylaştığımız link üzerinden bir e-kart alarak insanların sevdiklerine armağan edecekleri şekilde kurguladık. Ayrıca doğrudan bu linki ziyaret ederek de bağış yapabilirsiniz.

Kadın sağlığına ve sağlık haklarına duyarlı her bireye önerimiz, travma yaşamış kadınların içinde bulunduğu durumu ilgili kanallardan takipte kalmaları ve dayanışma projelerine katkı sağlamalarıdır. Sağlık hakları savunuculuğu herkes içindir ve herkesin katkı sunabileceği bir alandır. Daha fazla bilgi için her zaman bizimle iletişime geçebilirsiniz.

18-30 yaş arası gençleri, fikirden girişime destekleyen sosyal etki odaklı Social Impact Award 2023 Türkiye programı bu sene 5. senesinde, Anadolu Efes partnerliğinde, Impact Hub Istanbul çatısı altında gerçekleşiyor. SIA ile genç değişim liderlerleri, mentor ve uzmanlara ulaşıyor, diğer genç sosyal girişimcilerle bağlantı kuruyor ve SIA ödülünü alarak uluslararası SIA Summit’e bilet kazanma şansı yakalıyor.

Bu sene SIA23 Türkiye programında kuluçka programına katılmaya hak kazanan 6 finalistimizle tanışın!

Palgae karbon yakalama teknolojisi ile alg tabanlı biyoplastik hammaddesi üreterek endüstriyel atıkları döngüsel ekonomiye kazandırır.

Ekip: Eylül Er, Sezer Enes Acar

GateZero, AR ile güçlendirilmiş, oyunlaştırma tabanlı bir mobil uygulamadır. Şirket çalışanlarına sürdürülebilir davranışları kazandırmakta ve bu davranışların çıktı ve etkilerini şirketlere raporlamaktadır.

Ekip: Aysu Keçeci, Egemen Yerdelen, Halil Salih Orhan, Okan Eskin, Selcan Çatal

Milu, bireylerin, şirketlerin, derneklerin, belediyelerin ve üniversitelerin bir arada çevremizdeki sorunları çözdüğü bir sosyal medya uygulaması.

Ekip: Berkay Uzuner, Ayşenur Dedecan

Kuluçka sürecinden görüntüler
Kuluçka sürecinden görüntüler

EKA Komünitesi, etki yaratmaya hevesli genç profesyonelleri bir araya getirerek, iş birliği geliştirmelerini ve istihdama katılımını kolaylaştıran bir platform.

Ekip: Atalay Akpınar & Tahir Can Yarımoğlu

Craft Antakya, depremden etkilenen Hatay’daki zanaatkarların üretimlerine devamlılık ve görünürlük sağlamak amacıyla sürdürülebilir işbirlikleri kurmalarını kolaylaştıracak bir platform.

Ekip: Zeynep Ağırbaş, İrem Çetinor, Ela Mete

Innorare, nadir hastalıklardan etkilenen bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak inovasyonların yapılması için iş birliği yapan bir topluluk oluşturuyor.

Ekip: Oğuz Can Işık, Mahammad Baharov, Barış Esin, İpek Karğun, Elif Öz, Ümmühan Ginyol, Sümeyye Eylül Yılmaz, Kenan Nurettin Bilgiçer, Doğukan Pirli

Finalistlerin SIA yolculuğu devam ediyor. Ekim ayında gerçekleşecek ödül töreni ve ardından gerçekleşecek uluslararası SIA Summit için takipte kalın. SIA hakkında daha fazla bilgi almak ve diğer programlarımızı keşfetmek için programlar sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. 

Friedrich Naumann Vakfı’nın sponsorluğunda, Impact Hub İstanbul’un yürütücülüğünde gerçekleşen KRE-AKT (Kreatif Aktivizm) programının on katılımcısıyla tanışın!

SİMRU HAZAL CİVAN, UBİQ KOLEKTİF

LGBTİ+ hareketinin tarihini, kültürünü ve dilini aktararak hareketin belleğinin oluşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.

DUYGU DALYANOĞLU, K’NIN SESİ

K’nın sesi podcast kanalı, kadın ve queer hikâyeleri ile deneyimlerini merkeze alıyor.

ELİFCAN FIRAT, KIZ BAŞINA SANAT GALERİSİ

Kız Başına Sanat Galerisi, cinsiyet eşitsizliği ve diğer eşitsizlik alanlarına sanatın gücünden yararlanarak dikkat çekmeyi amaçlıyor.

BARAN ÖRNEK, İKLIM ÖNCÜLERİ PLATFORMU

İklim Öncüleri Platformu, iklim kriziyle mücadelede bilim ışığında hareket eden aktivist bir genç kitlenin oluşması için çalışıyor.

İSRAFİL ÖZKAN, DEVLETIN ALKOL POLİTİKALARINI İZLEME PLATFORMU

Devletin Alkol Politikalarını İzleme Platformu, hak ve özgürlük temelinde devletin alkol politikalarına dair kamuoyunda bilinç oluşturabilmeyi amaçlıyor.

İREM SARIKULAK, FEMSPORT

Kadın odaklı spor haber platformu FemSport, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı kadın sporcuların görünürlüğünü artırmayı amaçlıyor.

1 Haziran’da gerçekleşen kapanış etkinliği
1 Haziran’da gerçekleşen kapanış etkinliği

SEVDE TUNÇ, WOMEN STORYTELLERS

Women Storytellers, kadına yönelik zorbalık ve şiddeti görünür kılarak korunma mekanizmalarına dair farkındalık yaratmayı hedefliyor.

HANDAN USLU & FATMASU DEMİRCİ, GÖZLEMEVİ İNTERNET VE TOPLUM ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

İnsan merkezli bir teknoloji ekosistemi için hak ihlallerine karşı yasal ve sosyal mekanizmalar geliştiren

AYŞEGÜL UZUN, ARAYÜZ KAMPANYASI

Kız Başına Sanat Galerisi, cinsiyet eşitsizliği ve diğer eşitsizlik alanlarına sanatın gücünden yararlanarak dikkat çekmeyi amaçlıyor.

BARIŞ YENIGÜN, BAŞKA BİR OKUL MÜMKÜN DERNEĞİ

İklim Öncüleri Platformu, iklim kriziyle mücadelede bilim ışığında hareket eden aktivist bir genç kitlenin oluşması için çalışıyor.

Dünyada 60’tan fazla ülkede 5 kıtaya yayılmış global bir hareketin İstanbul ayağı olarak sosyal, çevresel ve toplumsal etki için çalışmanın artan önemini küreselde ve yerelde sıklıkla gözlemlediğimiz bir seneyi daha geride bıraktık. Pandeminin yaşantımız ve iş yapma biçimlerimiz üzerinde yarattığı belirsizlik atmosferi devam etse de başarının temel bileşenlerinden olan adaptasyon becerilerimizin her geçen gün daha da güçlendiğine inanıyoruz.

2021, bizim için yerel ve uluslararası bağlar kurarak çok sayıda girişim ve kurumla bir araya geldiğimiz, teknoloji, sağlık, eğitim, gıda ve daha pek çok alanda birlikte çözümler geliştirdiğimiz ve 2022 yol haritamız için güzel deneyimler biriktirdiğimiz bir seneydi. Bu yazıda, geçmiş bir seneye birlikte bakarken yenilemekte olduğumuz görsel kimliğimizin ilk yansımalarını da sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.

Neler yaptık?

 

Accelerate2030

Impact Hub ve UNDP küresel iş birliğinde hayata geçen, bu sene Alman Federal Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Bakanlığı (BMZ) finansmanıyla Türkiye’de üçüncüsü düzenlenen Accelerate2030 Türkiye programının GIZ, Türkiye Girişimcilik Vakfı ve UNDP Türkiye ile ortaklarından biriydik. Program, iş modelleriyle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına katkı sağlayan 15 etki girişimcisine 6 ay boyunca döngüsel ekonomi, fonlara erişim, etki yönetimi ve sürdürülebilirlik gibi konularda eğitim, mentorluk, uzman desteği ile kamu ve özel sektör temsilcileriyle iş geliştirme fırsatları sunuyor. Programın bu ay gerçekleşecek kapanış etkinliğinde ise yatırımcı sunumları ve paneller yer alacak.

Accelerate2030 programı Türkiye ayağının ardından girişimlere, 20’den fazla ülkeden 1400’ün üzerinde girişimin yarıştığı ve bu yıl sadece 15 girişimin kabul edildiği Global Scaling Program’a katılma imkânı da sundu. Bu senenin en büyük başarılarından biri ise Türkiye’den iki girişimin, Ecording ve Evreka’nın, global programa seçilmesi oldu.

#ileriaşamagirişimler #etkihızlandırma

 

Social Impact Award

Türkiye’de 30 yaş altı etki odaklı girişimleri destekleyen ve sayılı erken aşama kuluçka programlarından biri olan Social Impact Award’un (SIA) 3. yılını tamamlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Anadolu Efes’in partnerliğinde gerçekleşen SIA 2021 programında farkındalık atölyeleri kapsamında SIA Türkiye ile 31 şehirden 145 gencin çevresindeki sorunlara çözümler üretebilmeleri için ilk adımlarını atmalarına eşlik ettik.

Kuluçka programı kapsamında ise 9 girişimi 3 ay boyunca 45 saatlik iş geliştirme atölyeleri, mentor ve uzman görüşmeleri ile destekleyerek sosyal girişimcilik ekosistemine kazandırdık. 12 yıldır 14’ten fazla ülkede gerçekleşen Social Impact Award programının senelik etki raporlarına buradan ulaşabilirsiniz.

#erkenaşamagirişimler #farkındalıkatölyeleri

 

Upskilling for the Future

GIZ ve Re:Coded partnerliğinde ikinci yıl gerçekleştirdiğimiz “Upskilling for the Future” projesinde Türkiye tabanlı teknoloji şirketleri, start-up’lar ve sosyal girişimlerde tasarımcı veya yazılımcı olarak kariyer edinmek isteyen gençlere destek olmak için alanda deneyimli konuşmacılarla kariyere odaklanan etkinlikler düzenledik.

Bunun yanı sıra alanda iş verenlerin adaylardan beklentilerini anlamak ve bu doğrultuda gençlerin dijital ekonomideki kariyer fırsatları ve ihtiyaç duyulan gelişim alanları konusunda bilgi edinmeleri için Re:Coded ile birlikte derinlemesine bir araştırma yaparak “Opportunities to Bridge the Skills & Talent Gaps in the Turkish Technology Sector Raporu’”nu yayınladık.

Yıl sonuna doğru da dijitalleşme döneminde zorluk yaşayan sosyal girişim ve sivil toplum kuruluşlarının sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen yazılımcı ve tasarımcılardan oluşan genç ekiplerin katılımıyla Innovation Hackathon 2021’i düzenledik.

#teknolojigirişimleri #sektörraporu #kariyer

 

Sağlıkta Sosyal İnovasyon

Mikado Consulting, Ashoka Türkiye ve Impact Hub İstanbul iş birliğinde bu sene ilk kez Sağlıkta Sosyal İnovasyon programını gerçekleştirdik. Program, sağlık alanında çalışan erken ve ileri aşama sosyal girişimlerin desteklenmesini hedefliyor. İleri aşama kategorisinde jüri karşısına çıkan girişimlerden 75.000TL’lik büyük ödülün sahibi giyilebilir ultrason teknolojisi üreten PONS oldu. Erken aşama girişimlerden finale kalan dört ekip dört ay süren koçluk, mentorluk ve eğitimler içeren bir kuluçka sürecine katıldı. Finalistlerden kazanan ekip ise önümüzdeki Şubat ayında gerçekleşecek jüri gününde belirlenecek.

#sağlık #ileriaşamagirişimler #sosyalinovasyon

 

StartUP Boost

Mercedes-Benz, Impact Hub İstanbul ve Impact Hub Berlin iş birliği ile gerçekleştirilen Mercedes-Benz Startup programına, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının bir veya birkaçına katkıda bulunan, topluma ve çevreye fayda sağlayan ve teknolojiyle bağı olan 633 girişimden başvuru aldık. İlk 10’a kalan yarışmacılar, Temmuz ayında gerçekleştirilen 2 haftalık “StartUP Boost” programına katılmaya, Almanya girişimcilik ekosistemini yakından tanıma ve potansiyel iş birlikleri geliştirme fırsatları bulacakları “Almanya Girişim Ekosistemi” modülüne katılmaya ve Mercedes-Benz yöneticilerinden, kendi ihtiyaçlarına yönelik kurgulanmış birebir mentorluk desteği almaya hak kazandılar. Yarışmada ödüllerin sahipleri “Ulaşım Çözümleri” kategorisinde Syntonym, “Sosyal Fayda” kategorisinde PONS, “Jüri Özel Ödülü” kategorilerinde ise IWROBOTX oldu.

#almanyagirişimekosistemi #ulaşımçözümleri #sosyalfayda

 

Fark Yaratanlar

Sabancı Vakfı’nın toplumsal gelişmeye katkı sağlayan kişilerin öykülerini tüm Türkiye ile paylaştığı Fark Yaratanlar Programı’na bu yıl ikinci kez destek verdik. Program kapsamında  12. sezon için seçilen 5 Fark Yaratan’a 6 ay boyunca devam eden özelleştirilmiş atölyeler, birebir danışmanlık ve mentorluk süreci ile gelişim desteği sağladık.

#farkyaratanlar

 

UN Global Compact SKH Yenilikçileri

UN Global Compact Genç Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) Yenilikçileri Programı ile UN Global Compact üyesi şirketlerde çalışan genç profesyonellerin yeni ürün ve hizmetler geliştirmelerine yönelik 10 aylık programın içerik uygulama ve uzman mentor desteğini sağlayan ortak olarak programın ikinci yılında da yer aldık.

Program kapsamında yer alan 18 şirket ekibi ve +45 kişi, kendi şirketlerine özgü bir sorun üzerinde, hem şirketin sürdürülebilirlik çalışmalarını ileri taşıyan, hem de inovasyonu güçlendirip potansiyel piyasa değerine sahip somut sonuçlar üreten daha sürdürülebilir iş modelleri, girişimler ve ürünler tasarlamaya çalıştı.

#gençyenilikçiler #inovasyon

 

KATILIYORUZ

National Democratic Institute (NDI) Türkiye ile ortak yürüttüğümüz KATILIYORUZ Programı kapsamında, 35 sivil toplum örgütü (STÖ) ve 13 sosyal girişim (SG), yerel yönetim politika ve hizmetleri konusunda iletişim ve iş birliği geliştirmek için 6 yerel yönetimle bir araya geldi. Program aracılığıyla, STÖ’ler ve SG’ler savunuculuk ve iletişim kapasitelerini değerlendirdiler. Aynı zamanda eğitimlere, akranlar arası öğrenme toplantılarına, çalıştaylara ve yerel yönetimlerle birebir toplantılara katılarak 8 tane ortak eylem planı geliştirerek uyguladılar. 2021 Haziran ayında ilk dönemi tamamlanan programın ikinci dönemi, 2021 Ekim’den itibaren 2022 Haziran sonuna kadar gerçekleşecek.

#siviltoplum #katılım #yönetişim

 

Impact Hub Ankara

Ankara’da sivil toplum, özel sektör ve kamunun ilgili aktörlerini bir araya getirecek bir sosyal inovasyon merkezi olma hedefiyle yola çıkan Impact Hub Ankara’nın, Berivan Eliş, Duygu Vatan ve Murat Çitilgülü ile kurucu ortaklarından biri olduk.

Impact Hub Ankara, sosyal etki odaklı girişimcilerin bir araya geldiği, dünyada 100’den fazla merkezde faaliyet gösteren ve 20.000’den fazla üyeye sahip global bir hareket olan Impact Hub’ın, Türkiye’de İstanbul’dan sonra ikinci adresi.

#ImpactHub #Ankara

Dahası

2020 yılında sokak hayvanlarının yaşamını iyileştirmek, bu konuyla ilgili daha bütüncül ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek üzere Nestlé Purina ve Circular Mind ile gerçekleştirdiğimiz “Canımız Sokakta” projesi fikir maratonunun birincisi olan ekip, 2021 yılında Nestlé Purina ile ilkokul çağındaki çocuklara geri dönüşüm ve sokak hayvanları konusunda bilinç aşılamayı amaçlayan ortak bir proje gerçekleştirdi. #geridönüşüm #sokakhayvanları #çocuk

Nestlé Nesquik, Circular Mind ve Toyi iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz bir projede ilkokul çağındaki çocuklara geri dönüşüm bilinci aşılarken, yaratıcı düşünceyi ve 21. yüzyıl yetkinliklerini kazandırmayı amaçladık. 800’den fazla öğrencinin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz Oyun Atölyeleri, 2022 yılında da devam edecek. #oyun

Impact Hub Global’in yürüttüğü ve beş farklı Hub’ın dahil olduğu Doğu Avrupa, Merkez Avrupa ve Türkiye’de COVID-19 sonrası sosyal ekonomi ve sosyal girişimcilik raporunun hazırlanmasına katkı sağladık. #impacthubglobal #sosyalekonomi #sosyalgirişimcilik

Ürdün‘ün ilk sosyal girişimcilik zirvesine içerik danışmanlığı yaptık. UNDP, Ürdün Dijital Ekonomi ve Girişimcilik Bakanlığı, İsviçre Kalkınma ve İş birliği Ajansı ve Naua iş birliğinde hayata geçen Ürdün Sosyal Girişimcilik Zirvesi, 29-30 Kasım tarihlerinde Amman’da gerçekleşti. Zirvenin ilk gününde sunulan, Impact Hub’ın da katkıda bulunduğu “Ürdün: Sosyal Girişimcilik Politika Çerçevesi ve Yol Haritası” politika metnine buradan ulaşabilirsiniz. #ürdün #amman

Avrupa Komisyonu, istihdam yaratma potansiyelinin yanı sıra adil ve kapsayıcı kalkınmaya katkı sunan Avrupa sosyal ekonomisinin gelişimine yardımcı olmak için Impact Hub’ın da katkı sunduğu Sosyal Ekonomi Eylem Planı açıkladı. Ayrıca Impact Hub Global’in Better Incubation – LIAISE programı, eylem planında ilham verici bir proje olarak yer buldu. #eylemplanı #LIAISE

2021 yılını, dahil olmaktan büyük mutluluk duyduğumuz Türkiye Sosyal Girişimcilik Ağı projesi ortaklarımız Vehbi Koç Vakfı ve Koç Üniversitesi Sosyal Etki Forumu ile birlikte 2023 yılının ortasına dek devam ettireceğimiz Sosyal Girişim İstanbul projemizin başlangıcının kutlamaları ile kapattık. Proje, sosyal girişimlerin sosyal etki konusunda bilgilenmesi ve uluslararası standartlarda sertifikalandırılmasını, sosyal girişim-özel sektör iş birliklerini çoğaltmayı hedefliyor. Gelişmeleri önümüzdeki aylarda www.sosyalgirisimcilikagi.org‘dan takip edebilirsiniz. #ekosisteminşası

Foodback

IH Istanbul’un gıda ve tarım yeniliklerini desteklemek üzere 2017’de kurduğu Foodback çatısı altında, EIT Food partnerliğinde çevrimiçi platformlar üzerinden gerçekleştirdiğimiz etkinliklerde yüzlerce katılımcıyla buluştuk. 10 girişimden 13 kadın girişimciyle 6 ay süren EWA – Gıda ve Tarımda Değişim Yaratan Kadın Girişimci Programı’nı ikinci defa gerçekleştirdik.Foodback platformu ve EIT Food desteği ile Türkiye’de ilk defa Annual Food Agenda (AFA) konferansını gerçekleştirdik. 11-12 Kasım tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleşen AFA’da, “Dikey Tarım, Yok Olma Tehlikesindeki Sektörler, Yeni Doğan Sektörler, Atıksız Mutfak, Döngüsel Ekonomi” gibi konu başlıkları yer aldı. Foodback’in iletişim listesine kaydolmak için tıklayın.

#tarım #gıda #döngüselekonomi

HALKA

AB’nin finansal desteği, Dünya Bankası’nın genel idaresinde uygulayıcı olduğumuz HALKA Projesi  kadınların iş hayatına katılımını teşvik etmeye devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, Genç İşi Kooperatif ve  Innovation for Development (I4D) işbirliğiyle İzmir’de yürütülen proje,  kadınların liderliğinde profesyonel temizlik hizmeti sunan HALKA Kooperatifi aracılığıyla sürdürülebilir çalışma yaşamı içerisinde yer almalarını sağlıyor.

#temizlik #HALKA

 

Dünyada pozitif bir etki yaratmak için her gün sayısız aktör farklı problemler üzerine kafa yoruyor, çalışıyor ve çözüm üretiyor. Impact Hub İstanbul topluluğu ise, yüzlerini çoğu zaman bilmediğiniz o değişim öncülerinden oluşuyor. Bu yüzden şimdi değişimin ardındakileri görme zamanı dedik ve Impact Hub’ın farklı yüzlerine yakından baktığımız bir seriye başladık. Hub’ın kapısından içeri girdiğiniz zaman karşılaşacağınız, pozitif değişimin farklı yüzleriyle tanışın.

İlk bölümde konuğumuz topluluk üyelerimizden, Circular Mind’ın kurucusu Oben Akyol. Biz de öncelikle Akyol’u Circular Mind’ı kurmaya götüren kariyer hayatında kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. 

Gıda ve tarımın değiştirici gücü

ODTÜ’de gördüğü Ekonomi eğitiminin ardından borsa ve danışmanlık şirketinde devam eden kariyeri gıda ve tarımın değiştirici gücüne kapılmasıyla Fransa’ya taşınır. Akyol burada araştırma görevlisi olarak gıda ve tarım ekonomisi üzerine tezini tamamlar. Ardından Türkiye’ye döner ve dünyanın en büyük gıda şirketinde, büyük bölümü yönetim kurulunda olmak üzere, satış, pazarlama ve genel müdürlük görevlerinde bulunur. Sonrasında kariyer yolculuğuna TEMA Vakfı’nın genel müdürü olarak devam eder. 

Oben Akyol bugün iş dünyası, gıda/tarım, kategori geliştirme, sivil toplum, döngüsel ekonomi, sıfır atık, sosyal girişimcilik ve sürdürülebilirlik alanındaki bilgi ve deneyimlerini kurucusu olduğu Circular Mind çatısı altında harmanlıyor. Circular Mind kuruluşlar için özel olarak hazırlanmış projeler tasarlayan, danışmanlık sağlayan, iş etkisini sosyal etki ile uyumlu hale getirmeye yardımcı olan bir platform.

“Sürdürülebilirlik için atılan küçük bir adım büyük farklar yaratabilir.”

Peki Akyol’un Circular Mind yolculuğunda, dünyada bırakmak istediği etki neydi? Kendisine “neyin değişiminde rol almak istediğini” soruyoruz. 

“Ürün ve hizmet sağlayan tüm kurumların, gezegenimiz ve içinde barınan tüm varlıklar için refah sağlamaya dair bir amacı olması gerektiğini düşünüyorum.” diyor. “Bir kurumun, sürdürülebilirlik esasları çerçevesinde atacağı küçük bir adımın bile aslında ne kadar büyük farklar yaratabileceğini iş dünyası ve sivil toplum tecrübelerimle yakından biliyorum.” Buradan yola çıkarak Circular Mind’ın her bir kurum özelinde platform ortakları ile fikirler tasarladığını ve bu fikirlerin eyleme geçirilmesinde hem yöneticilere hem de çalışanlara destek olduğunu anlatıyor: “Çalışanların çevresel tehditleri anlaması, farkındalık geliştirmesi, döngüsel ekonomiyi tanıması, ilgi duyması ve sahiplenmesi için interaktif atölye çalışmaları ve seminerler veriyoruz. Her organizasyona özel tasarlanmış atölye ve seminerlerle üretim maliyetlerinin ve risklerin azaltılmasına, verimliliğin, yaratıcı rekabetçiliğin ve esnekliğin artırılmasına yardımcı oluyoruz.”

“Seminerlerimizde ise bu sisteme dair farkındalığı artırmaya, fırsatları vurgulamaya ve yeni iş fikir ve modelleri geliştirmeye yardımcı olan bilgi ve pratik uygulamaları paylaşıyoruz, yenilikçi döngüsel iş modellerinin neden çağımızda elzem olduğunu belirten küresel eğilimler hakkında konuşuyoruz. Öte yandan atölye ve seminerlerin ötesinde döngüsel ekonomi çerçevesinde yeni iş modelleri geliştirmek isteyen kurumlarla daha derin ve detaylı çalışmalar da gerçekleştiriyoruz.”

Oben Akyol bunun gibi sistemsel değişimlerin kurumlar için zor olabileceğini de vurguluyor: “Döngüsel ekonomi hakkında düşünmek, yenilikçi bir iş modeli geliştirmek, çevrenizdeki iş arkadaşlarınızı ve çalışanlarınızı bu yeni modele ikna etmek her zaman çok kolay olamayabilir.” Circular Mind döngüsel ekonomi modellerine adım atarken doğru noktalara temas edilmesine, kurumların amacını bulmasına ve bu yolla güçlenmesine yardım ediyor. 

“Yeni dünyada sosyal girişimlerin ve ağların en önemli değiştirici güçlerden biri olacağını düşünüyorum.”

Oben Akyol, pozitif etki yaratma yolculuğuna Impact Hub olarak ortak olduğumuz sayısız değişim öncüsünden biri. Bizim için bu yolculukta beraber yürüdüğümüz her kişinin ve girişimin ayrı bir yeri var. Fakat bu defa mikrofonu karşı tarafa uzatıyoruz ve Oben Akyol’dan Impact Hub’ın onun yolculuğundaki yerini öğreniyoruz: “Yeni dünyada sosyal girişimlerin ve ağların en önemli değiştirici güçlerden biri olacağını düşünüyorum. Impact Hub hem çok yüksek etkinlikte bir sosyal girişim ekosisteminin tam ortasında hem de bu ekosisteme aktardığı bilgi, enerji ve bağlantılar çok güçlü. Tüm bunları hem uluslararası hem de lokal oluşu ile de çok daha kuvvetlendiriyor. Bu özellikleri benim etki bırakma çabamda Impact Hub’ı mükemmel bir paydaş yapıyor.” 

Akyol ayrıca Circular Mind gibi platformları güçlü kılan şeyin Impact Hub gibi ekosistemler olduğunu da vurguluyor ve Impact Hub topluluğunun parçası olmanın onun için ne ifade ettiğini şu sözlerle anlatıyor: “CircularMind bir platform. Platformları güçlü kılan ise ekosistemler. İşte Impact Hub tam da burada eşsiz bir ortak. Burada pek çok tek ve hür ağaç hep beraber kardeşçesine bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor. Bunun parçası olmak çok çok güzel.” 

Oben Akyol’un ve Circular Mind’ın değişimi yaratma yolculuğunda bizimle yürümesinden ötürü biz de çok mutluyuz. Gelecek yazılarda Akyol gibi topluluğumuzun farklı yüzlerine yakından bakmaya devam edeceğiz.